Geçtiğimiz günlerde yaptığım “Bitlis’te hastane yemeği personeli zehirledi!” başlıklı haberim epey ses getirdi.
.
Hem sorunun gündemleşmesi anlamında, hem de sorumluların çıkardığı sesler anlamında ses getirdi.
.
Konu çetrefilli bir konu.
.

En başından beri iddiaların, pis kokuların eksik olmadığı bir işti bu. İlk günden beri de yazıyorum.
.

Bitlis ve ilçelerindeki tüm hastaneleri kapsayan bu yemek işi, ihale sürecinde yapılan ayarlamalarla tam anlamıyla adrese teslim edildiği için, rekabet koşulları oluşmamış, dolayısıyla olması gerekenin çok üstünde bir rakamla birilerinde kalmıştı.
.

Normalde kırımsız sayılabilecek bir iş karlı bir iştir ve en azından hakkıyla yapılır.
.

Eskiden bu şekilde ihale alan insanlar utanırlar, utanç duygusunu bastırmak için de işlerini düzgün yaparlardı.
.

Tabi eskidendi bu.
.

Şimdikileri suçüstü yakalayınca bile daha ilk andan, ev sahibini bastıran yavuz hırsız pişkinliğini hissediyorsunuz.
.

Yani somut olayda ne yapıyorlar;
.

İşi yüksek fiyata aldılar, çok daha fazla kar etmek için de malzemeden, sağdan soldan kısıyorlar zira alım aşamasında masrafları olduğunu açık açık söylüyorlar ve işi kötü yaptıklarını söyleyince de hilehewar (qarewar da denilen feryat figan anlamında bir yerel tabir) ediyorlar.
.

Sonuç olarak;
.

Bitlis ve ilçelerindeki hastanelerde hastalara, refakatçilere ve personele verdikleri yemek, parasını fazlasıyla almalarına rağmen, yenilecek gibi değil.
.

Ben söylemiyorum, onlarca kişiden üst üste aldığım şikayetler bunlar.
.

En son zehirlenme olayı yaşanınca, konuyu haberleştirdim, gündeme oturdu.
.

Haber yapılırken, mağdurlar, failler ve diğer taraflardan bilgi alınır.
.

Mağdurlardan aldım, taraflardan biri Bitlis İl Sağlık Müdürlüğü olduğu için onlardan da aldım bir de işi yapan firma ile görüşmek lazımdı, ulaşmaya çalıştım.
.

Ben şahsen halen firma sahiplerine ulaşabilmiş değilim, telefonlarını arayıp kendimi tanıtıp konuya girince kapatıp engellediler beni.
.

Firma sahipleri ortalıkta yok ama 3 adet kişiden ses çıkıyor.
.

Nasıl mı ses çıkıyor?
.

Arkadaşlarımı, bana yakın gördükleri kişileri arıyorlar ya da sosyal medyada sahte hesap açıyorlar ve o yollarla ya tehdit ediyorlar, ya araya aracı koyup susmamı istiyorlar, ya iftira atıyorlar ya da kendilerini savunuyorlar.
.

Bu tipleri iyi bildiğim ve alışık olduğum için tabi ki dikkate almıyorum ama kendilerine iftira attığımı iddia ediyorlar, kimsenin zehirlenmediğini ve kimsenin şikayetçi olmadığını söylüyorlar.
.

Birincisi siz kimsiniz?
.

Neyse onu da geçelim varsayalım ki siz bu işin muhataplarından birisiniz.
.

Yanlış anlamayın bak aslan parçaları, benim değil işin muhataplarından biri olduğunuzu varsayıyoruz, zira benimle aynı sıklette değilsiniz.
.

İftiralarınıza cevap vermiyorum, ben kendi adımla açık açık yazıyorum altına imzamı atıyorum, siz sahte hesap açıp sallıyorsunuz, bu aradaki fark bile anlatıyor her şeyi zaten.
.

Tehdit etmeyi de edilmeyi de sevmem ama her tehdidi büyük bir ciddiyetle dikkate alır gerekeni yaparım. O yüzden meslek hayatım boyunca yaptığım haberlerden dolayı beni tehdit etme gafletinde bulunan herkes, istisnasız herkes, günün sonunda dilini bir tarafına sokup, özür diledi. Sizinkinin de öyle olacağının garantisini ha buradan veriyorum. O yüzden önerim, özür dilerken zorlanmayacağınız tehdit cümleleri kullanırsanız sizin için iyi olur.
.

Ne demiştiniz; “Kimse zehirlenmedi”
.

Zehirlendi, tahminime göre menüdeki islim kebabının içindeki etten kaynaklı yaşandı zehirlenmeler. Zehirlenme belirtilerinin görüldüğü gün hastanelerde tedavi gören, izin alan herkesin, girişi yapılmadan tedavisi yapılan (bu da ayrı bir skandal) birçok kişinin isim listesi var elimde.
.

İl Sağlık Müdürlüğü de doğruladı.
.

Haberden sonra arayan onlarca kişi kendilerinin de zehirlendiğini, eksik yazdığımı, sayının çok daha fazla olduğunu söyledi.
.

Zehirlenme kısmında hemfikiriz bence ama kebapta kullandığınız et at eti mi, it eti mi, kaçak et mi bilmiyorum o konuya da gelecez.
.

Başka ne demiştiniz; “Hiç kimse şikayet etmemiş”
.

Yüzlerce şikayet var, ben sadece bir tanesini ve idarenin lakayt yaklaşımını belgeleriyle aşağıya koyacam.
.

İdarenin işleme koymadığı dilekçeleri, sümen altı ettiği şikayetleri, varsa göstermelik soruşturduklarını geçiyorum.
.

CİMER nedir?  
.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi.
.
Yani vatandaşın yaşadığı sorunları direk cumhurbaşkanına iletip çözüm talep ettiği sistem.
.

Biri CİMER’e şikayet edince ne olur?
.
İlgili bakanlığa gönderilir şikayet, oradan takip edilir ta taşra teşkilatına kadar gönderilir, çözüme kavuşturulur, cumhurbaşkanına geri bilgi verilir. 

.
Teorik olarak böyle ama aşağıda da göreceğiniz üzere idare burada sadece halkla değil cumhurbaşkanıyla da dalga geçiyor.
.

Nasıl mı? Şöyle;
.

Bir vatandaş Bitlis’teki hastane yemekleri dağıtılırken ekmeğin ambalajlı olması gerektiğini, ambalajsız dağıtıldığı zaman hijyenik olmayacağını, bunun da hastalık bulaşmasından belki zehirlenmeye kadar bir dizi zararının olduğunu söyleyerek önce idareye başvuruyor.
.

Yanıt alamayınca CİMER’e başvuruyor.
.

Ekmekler böyle dağıtılıyor;
.


.

Ama olması gereken şekli bu değil. Hem pandemi döneminde çıkan genelgelerle bir zorunluluk var hem de ihalesi yapılırken teknik şartnamede zaten böyle yazıyor;
.


.

Yani hesabı yapılırken ambalajlı ekmek parası verilmiş ihaleyi alan firmaya ama firma oradan kısıyor.
.

Vatandaş buna tepki gösteriyor ve CİMER’e şu başvuruyu yapıyor;
.


.

CİMER’e başvuru yapılınca işleyiş gereği ilgili kuruma şikayet gönderilip çözüm bulması istenmiş.
.

Ancak şikayete muhatap kurumların verdiği cevaplar ilginç.
.
Örneğin ekmekler ambalajsız dağıtıldığı için şikayet eden vatandaşa Bitlis Devlet Hastanesinin verdiği yanıt şu;
.


.

Hastane yönetimi personeline, hastasına ve refakatçilerine dağıtılan yemekle ilgimiz yok diyor.
.

İlk şikayette ilgimiz bulunmamaktadır diyen Bitlis Devlet Hastanesi ikinci şikayette de şöyle diyor;
.


.

Bitlis Devlet Hastanesinin ilgisi yok ama Güroymak Devlet Hastanesi de şöyle diyor;
.


.

Tatvan Devlet Hastanesi de diyor ki;
.


.

Adilcevaz Devlet Hastanesi de poşetli dağıtıldığını şöyle savunuyor;
.


.

En ilginç yanıtlar da Ahlat Devlet Hastanesinden geliyor.
.

Vatandaşa cevap veren hastane ilk cevabında;
.


.

İlk cevabında poşetli ekmek üretimi durduruldu diyen Ahlat Devlet Hastanesi 13 dakika sonra verdiği diğer cevapta da şunu söylüyor;
.


.

Ama aslında hiçbir hastanede bir tek sefer bile kapalı yani poşette ekmek dağıtılmadı.
.

Hijyen şartlarına, genelgeye ve teknik şartnameye inat kapalı olması gereken ekmek hep açık dağıtıldı.
.

Yani idare hem CİMER üzerinden vatandaşa hem CİMER’e yanlış bilgi veriyor.
.

Görevi firmayı denetlemek olan hastane yönetimleri firmanın bu eksiğini niye görmezden gelerek yanlış yapan firmayı koruyor?
.

Her aşaması kayıt altında olan CİMER mekanizmasına bile bu kadar lakayt yaklaşan idare, vatandaş ve personel şikayetini ne yapar?
.

Bu sadece küçük bir parçası.
.

Şimdi soruyorum buradan sevgili İl Sağlık Müdürlüğü ve ilgili hastane yönetimleri;
.
Nedir bu? Basit bir detayda bile firmayı denetlemek, eksiği gidermek yerine, cansiperane bir şekilde firmayı korumak ne iş?
.

Aslında cevabı biliyoruz hepimiz, ihalenin teknik şartnamesine dıdısının dıdısının dıdısını belgesi şartını koyduğunuz günden beri hepimiz biliyoruz.
.

Bir de sizden duyalım, hep sustunuz.
.

Yazık değil mi kamu malı bu, beytülmal bu. Tüyü bitmemiş yetim hakkı yok mu bunun içinde? 
.

Devlet işinizi yapasınız diye sizi oraya koyup maaş veriyor, niye işinizi yapmıyorsunuz?
.

Ve üstelik bu sadece bir parçası.
.

Her şeyi, hem firmanın hem idarenin yaklaşım tarzını ortaya koyduğu için bu CİMER şikayetini ve cevapları yazdım.
.

Her şeyi ortaya koyuyor.
.

Her şey ortada beyler, buyurun buradan yiyin…

.

.

NOT: Yazı 22 Haziran günü yazıldı ancak yoğun bakıma  kaldırılan babam ve annemin sağlık durumlarıyla ilgilenmemden dolayı 3 gün gecikmeli yayınlanabildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Medeniyet geçte olsa gelecek ???? 3 ay önce

Mutki Devlet hastahanesinin cevabını merakla bekliyoruz ????

Avatar
Kral çıplak 3 ay önce

Kardeşim sana ailene çok geçmiş olsun gazetecilik faaliyetlerini takdir ile takip ediyoruz yazılmayanı yazıyor söylenmeyeni söylüyorsun bu ihale komisyonunda çok pislik ler var özellikle yemek ve medikal alımlarda umarım haram yiyenlerin burnundan gelir başarılarının devamını dilerim????????????????????????

Avatar
Adalet 3 ay önce

Yazık değil mi kamu malı bu, beytülmal bu. Tüyü bitmemiş yetim hakkı yok mu bunun içinde haramı zıkkım olsun adalet istiyoruz